Kategoriler
Yaşam

Domuz Gribi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

S:Domuz gribi belirtilerini soğuk algınlığı belirtilerinden nasıl ayırırız?

Y: Domuz gribi belirtileri 38 dereceyi geçen ve başka bir nedene bağlı olmayan ateş, yaygın vücut ağrısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı, burun akıntısı, öksürük, solunum güçlüğü ve kusma ishal olarak özetlenebilir. Bu belirtileri ve soğuk algınlığı belirtilerini karşılaştırıp ayırım yapmak genelde konuya hakim olmayan kişiler için çok zordur, internette dolaşan kıyas tablolarının çoğunda hatalı bilgiler olduğundan bu konuda en güvenilir kaynaklar hekimlerdir. Saygın web sitelerini ve ülkemizde sağlık bakanlığı sitesini kullanmanız önerilir. www.saglik.gov.tr

domuz

S. Domuz gribi nasıl bulaşır?

Y: Domuz gribi virüsün burundan ya da ağızdan havayoluyla vücuda girmesi sonucu bulaşır. İnsandan insana bulaşma genelde öksürme ya da hapşırma sonucunda bulaşma olmuş yüzeyin elle tutulması ve elin ağız ya da buruna götürülmesiyle olmaktadır.

S: Evde domuz gribi olanlardan kendimizi nasıl koruruz?

Y: Evde eşimiz ya da çocuğumuz domuz gribi hastalığına yakalanmışsa kendimizi korumak için mutlaka maske kullanmalı, el temizliğine çok dikkat etmeliyiz. Beslenmemiz vitamin ve proteinden zengin olmalıdır. Hastalık belirtileri için kendimizi gözlemeli ,evde ateş ölçümü için beden derecesi bulundurmalıyız. Bulaşma süresi, hastalık başlamadan 1 gün önceyi ve başladıktan 7 gün sonrayı kapsar. Hasta kişinin odası ayırılmalı, çevresinin hijyenine dikkat edilmeli ve temizliğinde onda bir oranında sulandırılmış çamaşır suyu kullanılmalıdır.

Kategoriler
Yaşam

Domuz Gribi Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nelerdir?

domuz-gribiSon günlerde tüm dünyayı kasıp kavuran domuz gribi ile ilgili bazı bilgileri paylaşmak istiyorum.
Artık neredeyse herkesin bildiği gibi, hastalık Influenza A (H1N1) adlı virüsün etken olduğu bir grip tablosu. Esas olarak domuzlarda hastalık yapan, ama özelliklerinin değişmesiyle insandan insana da bulaşabilen  Influenza virüsü tablonun sorumlusu olarak tespit edilmiş durumda.

Dünya üzerinde zaman zaman salgınlara yol açan Influenza virüsü, şimdi de bu şekilde insanlığın karşısında. Geçen aylarda ve aslında her sene ülkemizde salgınlar yapan Influenza (Grip), yaklaşık bir hafta süren yüksek ateş, yaygın kemik eklem ağrıları, baş ağrısı, öksürük gibi belirtilerle seyreden aslında sağlıklı bedenlerde ciddi yan etki yapmadan iyileşen bir hastalık. Gripte korkutucu olan ve ölümlere kadar varan komplikasyonlara yol açan nedenler ise hasta kaynaklı olmaktadır. Astım, bronşit, kalp hastalığı, diyabet gibi sürekli hastalığı olanlar, 65 yaş üzeri kişiler ile riskli çocuklar daha özenli bir koruma ve yaklaşım gerektirmektedir. Bu yüzden de domuz gribinde de ölümler, diğer Influenza türlerinden farklı olmayarak riskli gruplarda gerçekleşmektedir.

Kategoriler
Yaşam

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi

kene1Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Nedir?
Kırım-Kongo Hemorajik Ateş (KKHA), keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir mikrobiyal etken tarafından neden olunan ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.

Keneler Nasıl Tanınır ve Nerelerde Bulunur?
Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekillidir. 6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara bulaştırabilirler. Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara (özellikle devekuşları) kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.

kene2

Kimler Risk Altındadır?
Hastalık genellikle meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkar.

* Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar
* Veterinerler
* Kasaplar
* Mezbaha çalışanları
* Sağlık personeli özellikle risk gurubudur.
* Kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar da risk altındadır.

Henüz ergin olmamış Hylomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder; ergin kene olduğunda da hayvanlardan ve insanlardan kan emerken bulaştırır.

kene4

Kuluçka Süresi Ne Kadardır?
Kene tarafından ısırılma ile virüsün alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür; bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün, en fazla ise 13 gün olabilmektedir.

Belirtileri Nelerdir?
Ateş
Kırıklık
Baş ağrısı
Halsizlik
Kanama pıhtılaşma mekanizmalarının bozulması sonucu;
-Yüz ve göğüste kırmızı döküntülerve gözlerde kızarıklık,
-Gövde, kol ve bacaklarda morluklar,
-Burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülür,
-Ölüm karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeni ile olmaktadır.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin Tanısı Nasıl Konulur?
Kanda virüse karşı oluşan antikorların taranması tanı için en sık kullanılan yöntemdir. Bu göstergeler hastalığın başlangıcından sonra 6. günden itibaren belirlenebilir.

kene8kene9kene10

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Nasıl Kontrol Edilir ve Nasıl Korunulur?
Hastalığın bulaşmasında keneler önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle kene mücadelesi önemlidir fakat oldukça da zordur.

1. İnsanlar kenelerden uzak tutulabilir ise bulaş önlenebilir. Bu nedenle de mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınmak gerekir.

2. Kenelerin yoğun olabileceği çalı, çırpı ve gür ot bulunan alanlardan uzak durulmalı, bu gibi alanlara çıplak ayak yada kısa giysiler ile gidilmemelidir.

3. Bu alanlara av yada görev gereği gidenlerin lastik çizme giymeleri, pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları,

4. Görevi nedeni ile risk grubunda yer alan kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske v.b. giymeleri gerekmektedir.

5. Gerek insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar (repellent) olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Bunlar sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir.)

6. Haşere kovucular hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.

7. Kenelerin bulunduğu alanlara gidildiği zaman vücut belli aralıklarla kene için taranmalıdır.

8. Vücuda yapışmış keneler uygun bir şekilde kene ezilmeden, ağızdan veya başından tutularak bir cımbız veya pens yardımıyla sağa sola oynatarak alınmalıdır. Isırılan yer alkolle temizlenmelidir. Mümkünse kenenin tanı için alkolde saklanması uygun olur.

9. Diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, haşere ilacı (insektisit) ile uygulamanın uygun görüldüğü durumlarda çevre ilaçlanması yapılabilinir.

kene

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin Tedavisi Nedir?
Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Hastaya destek tedavisi yapılmalıdır.

Alıntı:

Kategoriler
Yaşam

Vitamin ve Meslekler

Uzmanlar, metabolizmanın zayıf düşmemesi için besinlerin yanı sıra vücuda vitamin takviyesi yapılması gerektiğini belirtiyor. Vitaminlerin dışarıdan takviye edilebileceği gibi doğrudan besinlerden de alınabileceğini kaydeden uzmanlar, bunun için ilk olarak dengeli beslenmeyi öneriyor.

Vitaminlerin tek başına işe yaramadığının altını çizen uzmanlar, metabolizmanın mutlaka tahıl, ekmek, hububat, sebze ve meyve alması gerektiğini ifade ediyor. Habere göre, vitaminlerin kullanımında mesleklerin önemli rol oynadığına dikkat çekilerek, bazı meslek dallarında çalışanların almaları gereken vitaminler şöyle belirtiliyor:

Kategoriler
Seyir Defteri

Lazer Göz Ameliyatı

Bugün gözlerimi muayene ettirdim. Pazartesi günü tekrar gideceğim ve lazer göz ameliyatı için uygun olup olmadığına bakılacak. Eğer uygunsa çok yakında gözlüklerimden kurtulacağım. Eğer değilse başka bir gözlük alıp gözlüklü olarak hayatıma devam edeceğim. Gözlüklü olmanın bir zararı yok. E sonuçta 15 yıldır takıyorum bu gözlüğü ben. Artık insanın bir parçası oluyor. Onsuz bir hiçim. Sonuçta gözlük olmadan çevremi göremiyor ve algılamada güçlük çekiyorum. Bu gerçi gözlük taktığım zamanlarda olan bir durum ama her zaman değil tabi. 15 yıl vay be! İlk gözlüğü aldığım zamanı hatırlıyorum da. Her şey bana bir garip görünmüştü. Sanki yamuk yumuktu. Yürürken sallanıyordu sanki her yer. Şimdi ise o olmadan her şey bir garip gözüküyor bana. Ne gözlükler taktım şu zamana kadar. Genelde hep kırar endişesiyle bana ucuz gözlük aldılar. Şöyle kocaman yuvarlak çerçeveli gözlüklerden. Nasıl takmışım o gözlükleri zamanında hayret valla. Şu an taktığım gözlük içlerinden yine en iyisi. E bu kez ben parasını verdim alırken. Almışken de en iyisini alayım dedim. Baya bir para vermiştim zamanında. Çerçevesiz, yansıma yapmayan özel inceltilmiş camdan oluşan hafif bir gözlük. Bazen gözlüğü takıp takmadığımı anlamak için elimle yoklamam gerekiyor. O kadar yani

Gözlük takmak genel anlamda iyi bir şey değil tabi. Sonuçta hayatına bir anlamda gözlük yön veriyor. Gözlük sayesinde alışkın olduğun durumlar değişiyor. Yada yeni alışkanlıklar ediniyorsun. Örneğin top ile oynanan oyunlar oynamayı bir türlü beceremedim. Çünkü gözlüklü oynasam gözlüğün kırılma endişesi var gözlüksüz de hiç oynayamam. Sonuçta top oyunlarını sevmeyen biri oldum çıktım. Masa tenisi hariç. Beceremiyorum ne yapayım. Zamanında top oynadığım sırada az gözlük camı kırmadım çünkü. Bu anlamda bizimkiler haklıydı ucuz gözlük konusunda. Tabi bir de bir çocuğun gelişimi söz konusu burada. Okuldayken gözlük yüzünden az dalga geçmediler. Zaten gözlük takıp ta “dört göz” denmeyen kimse yoktur şu dünyada. Anlayabilmiş ta değilim bu lafı hala. Göz ile gözlüğü karıştıracak kadar aklı olan biri veya birileri işte bunlar. Anlamak içinde uğraşmaya değmezdi zaten.

Bu arada bugün muayenede olan bir şeyi anlatayım hemen kısaca çünkü gözlerim ağrımaya başladı. Muayene öncesi gözlerime bir damla damlatıldı. Gözlerim biraz yandı ardından şırıl şırıl su akmaya başladı. Meğer o damla göz bebeğini büyüten bir damlaymış. Hastaneden çıktığımda her yer bir farklı gelmeye başladı bana. Yoldaki ufacık bir ışık bana kocaman bir spot ışığıymış gibi geliyordu. Arabaların sanki sadece fardan ibaret. Parıl parıl parlıyor. Her yer ışıl ışıl. Sonra eve geldim aynadan gözlerime baktım. Ben gözlerimi kahverengi bilirdim. Ama aynada öyle gözükmüyordu. Gözlerim siyahtı. Çünkü gözün ortasındaki gözbebeği öyle bir büyümüş ki adeta gözün kendisi olmuş. Sadece çevresinde incecik bir kahverengi gözüküyor. Şaşırdım valla. Neyse bakalım daha neler göreceğiz. Ameliyat olduktan sonra haber veririm artık.