Kategoriler
İnsan Spor

Çok Farklı Bir Futbol Takımı: Panyee FC

Futbol çok fazla ilgimi çeken bir spor olmasa da dünyadaki önemi tartışılmaz. Hangi spor dalı olursa olsun onu güzel yapan ben de merak uyandıran içindeki başarı hikayeleri olmuştur. Başarı derken şampiyonluktan bahsetmiyorum. Başarı benim için hiç bir zaman bir yarışı birinci bitirmek demek değildir. O yarışta yer almak, mücadele etmek te başlı başına bir başarıdır bana kalırsa. Bütün spor müsabakalarında kazanan her zaman tek bir kişi veya takım olsa da bazen öyle mücadele eden kişi veya takımlar olur ki işte gerçek başarı odur diyebiliriz. Panyee Fc işte böyle bir takım. Güney Tayland’da Koh Panyee adında, deniz üzerine kurulmuş tek bir toprak parçası bile olmayan bir köy bulunur. O köyün çocukları futbola olan tutkuları sayesinde bir takım kuruyorlar ve turnuvalara katılıyorlar. Sözü daha fazla uzatmayayım ve siz en iyisi videoyu izleyin.

Meraklısına notlar:
Tayland’da bir banka (Thai Military Bank),  “farkı sen yarat” adında bir girişimle insanları kısa film yapmaya teşvik ediyor.
Bu kısa film de, 1986 yılında Tayland’da kurulan Panyee FC futbol takımının gerçek hikayesini konu alıyor.

Filmde gördüğümüz köyün uydu görüntüsü için: Google Maps

Kategoriler
Yaşam

İnsanı tanımak, kendimizi tanımak

Bazen öyle anlar olur ki kendi duygularımızı bile tanıyamayız. Ne zaman ne istediğimize karar veremeyiz. Karşımızdaki kişilerde bile aradığımız özellikler konusunda emin olamayız. Bu tür karışık duygular içinde olan kişiler için Kanada’lı bir Kızılderili tarafından yazılmış güzel bir yazıyı paylaşmak istiyorum sizlerle.

Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.

Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için, bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum.

Ay´ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor.

Kategoriler
Yaşam

Hayatın Tadı

Hintli yaşlı bir usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştır. Bir gün çırağını tuz almaya gönderir.

Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyler. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yapar ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye baslar.

Tadı nasıl? diye soran yaşlı adama öfkeyle acı diye cevap verir. Usta kikirdeyerek çırağını kolundan tutar ve dışarı çıkarır. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürür ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyler.

Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken, usta aynı soruyu sorar:
-Tadı nasıl?
Ferahlatıcı diye cevap verir genç çırak.
-Tuzun tadını aldın mı? diye sorar yaşlı adam,
-Hayır diye cevaplar çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturur ve şöyle der:
-Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının şiddeti, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey acı veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.

Kategoriler
Yaşam

Keskin Zeka

New York’ta bir bankanın önünde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girdi ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyledi. Görevli onu, müşteri temsilcisine götürdü.

Adam, çok acele bir is için Avrupa’ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolar krediye gereksinim duyduğunu söyledi. Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra. “Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok” dedi ve ekledi:

Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız”. Adam cebinden Rolls Royce’un anahtarını çıkardı, bankanın müşteri temsilcisine uzattı: “Çok acelem var, uçağa yetişeceğim.” dedi. “kapıdaki Rolls Royce’ umu teminat olarak alabilirsiniz”.

Kategoriler
Yaşam

İki Şey

İki şey ‘Kalitesiz İnsan’ın özelliğidir:

  1. Şikayetçilik
  2. Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:

  1. Bakış açısını değiştirmek
  2. Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:

  1. Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek
  2. Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür:

  1. Demagoji (Laf kalabalığı)
  2. Kendini ağıra satmak (övmek,vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı ‘Nitelikli İnsan’ yapar:

  1. İradeye hakim Olmak
  2. Uyumlu Olmak

İki şey ‘Ekstra Değer’ katar:

  1. Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
  2. Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek