Kategoriler
Sinema - TV

Sinemalarda En Çok Komedi Filmleri İzlendi

SİNEMADA EN ÇOK KOMEDİ FİLMLERİ TERCİH EDİLDİ

Türk sinemasında seyirciler en çok komedi filmlerini tercih ederken, aksiyon ve macera yapımları komedinin ardından en çok izlenen yapımlar oldu.

Sinema tarihinin seyirci rekortmeni komedi filmlerini incelediğimizde Box Office verilerine göre sinema tarihinin en çok izlenen komedi filmi Recep İvedik 5 oldu. Şahan Gökbakar’ın filmi 7 milyon 437 bin 50 kişi tarafından izlenerek tüm zamanların en çok izlenen komedi filmi oldu. Şahan Gökbakar’ın serinin dördüncü filmi olan Recep İvedik 4, 7milyon 369 bin 98 seyirci rakamına ulaşarak sinema tarihinin en çok izlenen ikinci komedi yapımı oldu.

Kategoriler
Internet Dünyası Sinema - TV

Bir Demet Tiyatro Dizisinin 20. Yıl Sürprizi

1995 yılında yayınlandığı ilk günden itibaren küçük büyük herkesin severek izlediği Türkiye’nin ilk seyircili sitcomu olan Bir Demet Tiyatro, 20.yılı şerefine, bundan böyle ilk bölümünden itibaren Youtube Kanalında izlenebilecek.

Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazdığı dizide orta sınıf bir işçi ailesinin yaşadıkları; ailenin 30 yaşlarındaki işsiz ve bıçkın oğlu Mükremin, sivri dilli ve zeki kız kardeşi Lütfiye, fantezileriyle oduncunun karısı Feriştah gibi daha bir çok ilginç karakterler aracılığıyla izleyiciye aktarılır.

Kategoriler
Etkinlikler Seyir Defteri

Tek Kişilik Komedi: “Basit Bir Ev Kazası”

Daha önceleri televizyon ve sinemadaki başarılı oyunculuğuyla tanıdığım Günay Karacaoğlu’nun, dün akşam Kozyatağı Kültür Merkezindeki tek kişilik komedi oyunu “Basit Bir Ev Kazası”nı izledim. Uzun zamandır böylesine güzel bir oyun izlememiştim, böylesine çok eğlenmemiştim. İki saat süren durmak bilmeyen performansıyla, Günay Karacaoğlu  almış olduğu komedi dalında en iyi kadın oyuncu ödülünü fazlasıyla haketmiş doğrusu.

Oyunu bu denli güzel yapan Günay Karacaoğlu’nun şahane oyunculuğu kadar senaryosu da son derece güzel ve akıcı yazılmış. 15 yıllık evli bir kadının kocası ve hayallerinin kara mizah öğeleriyle anlatıldığı oyun, bir kadın gözüyle en yalın haliyle sunulmuş. Günay Karacaoğlu’nun da eşsiz monoloğuyla birlikte anlatılanlar adeta sahnede canlanmaya başlıyor. Bu yüzden oyun tek kişilik olmaktan çıkıyor. Böylesine ufak tefek bir kadının nasıl sahnede devleştiğini görmek istiyorsanız hazır oyun devam ediyorkan mutlaka izleyin derim.

Oyunun basın bülteninden:

“Basit Bir Ev Kazası” oyununda Günay Karacaoğlu’nun canlandırdığı “Songül” karakteri her kadının günlük yaşamında zaman zaman aklından geçenlere, düşlerine, isteklerine dair dile getiremediklerini cesurca dile getiriyor. Kadınların, aşka, evliliğe, aile kavramına ve genel olarak hayata bakışına bir ayna tutuyor. Bunu yaparken kimi zaman güldürüyor, kimi zaman hüzünlendiriyor.

En son “Bana Mastikayı Çalsana” oyunuyla tiyatro sahnesinde izlediğimiz Günay Karacaoğlu, “Basit Bir Ev Kazası” oyununda kara mizah öğelerini kullanarak eğlenceli bir dille kadınların dünyasına hem kadınlara hem de erkeklere anlatıyor.

Eğer kocanız 15 yıldır kapıdan hep aynı şekilde giriyor, hep aynı yere çantasını bırakıp klozetin kapağını 15 yıldır açık bırakıp fermuarını koridorda çekiyorsa, hele birde evliliğinizi “Eh! Artık zamanıdır…“ diyerek yapmışsanız emin olun siz de ziyan ve zebil ( ! ) olmuş kadınlar kulubüne üyesiniz.

Aslında Songül, hepimiz kadar cesur aynı zamanda hepimiz kadar ürkek. O en az bizim kadar gerçekçiyken, Merzifon saat kulesinin dibinde romantik bir buluşma hayal edecek kadar da ayakları yerden kesik.

Doğal olarak aşksız bir hayatı yaşanmış saymayan Songül, savrulduğu Brezilya dizilerinden, bizi yazmaya çalıştığı romanın kıyılarında dolaştırıp, kara mizah bir kahkaha tufanına götürüyor. Onun kendini aşma serüveni aslında yaşadığımız toplumun kendini aşma serüveninden de çok farklı değil.

Bu nedenle Songül hayatına bizim için komik bir pencere açarken, aşk romanında “Genç ve güzel kadın kırılan gururunu ve onurunu bir kenara bırakıp İspanya’dan Merzifon’a uzanan çileli dans hayatını düşündü.” Hayal ettiklerini hatırladı ve kendi kendine dedi ki. “Artık ben iyi ve muhteşem sevgililer hayal etmeyeceğim. Çünkü bu hayaller sonra hayalete dönüşüyor“ demeyi de ihmal etmiyor.

Kadro:
Yazan-Yöneten: Murat İpek
Oynayan: Günay Karacaoğlu
Dekor ve Kostüm Tasarım: Barış Dinçel
Müzik: Çiğdem Erken
Yapım: Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu

Biletler: Biletix

Kategoriler
Eğlence Sinema - TV

Patlak Sokaklar / Bölüm 1 – Esrarengiz Olay

Sütü seven kamyoncu, bana kitap al gibi videolarla tanınan ve sonrasında yaptıkları diğer videolarla ünlenen başarılı bu grubu tanımayan yoktur sanıyorum. Şimdilerde ise kısa bölümler halinde yayınlayacakları Patlak Sokaklar adında bir dizi çekmeye başlamışlar. Dizide geçen karakterler, diyaloglar çok eğlenceli olmuş. Özellikle seslendirme çok iyi. Çünkü bir çok yabancı filmde seslerini duyduğumuz kişiler buradaki karakterlere de seslerini vermişler. Oldukça da güzel olmuş.

Dizideki karakterler ve dizinin kısaca konusu şöyle: John Lemmon ve Billy Billy, vazgeçmenin ne olduğunu bilmeyen iki dedektiftir. Karşılarında ise insanlığın ne olduğunu bilmeyen bir suçlu. Onlarla beraber ise, gülümsemekten haberi bile olmayan bir müdür ve vidanjörün ne olduğunu tam olarak anlayamayan bir kadın polis. Dedektiflerimiz John Lemmon ve Billy Billy dünyadaki en esrarengiz vakayı çözmek üzere acil olarak olay yerine çağrılırlar. Dünyadaki en iyi dedektifler olmalarına karşın, bu defa karşılarındaki gizemli düşmanları da dünyadaki en zeki suçludur. Dünyadaki en asabi müdürü de yanlarına alarak dünyadaki en saçmasapan polisiye dizide buluşurlar.

Patlak Sokaklar / Bölüm 1 – Esrarengiz Olay

(Düzeltme: 16/03/2012 ) Reklam amaçlı yapılmış bu videonun çok tutulması sonrasında ekip aynı hikayeyi sinemalaştırdı. 16 Mart 2012 tarihinde Patlak Sokaklar – Gerzomat adında gösterime giren film umuyorum beklenen ilgiyi fazlasıyla görür.

Patlak Sokaklar Gerzomat Fragman

Kategoriler
Yaşam

Zaman paradoksu

Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto
yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.

Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın
alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.

Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev
gereçleri, ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz, ama daha az
sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. Daha
çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama
daha az sağlığımız var .