Kategoriler
Internet Dünyası Sinema - TV

Bir Demet Tiyatro Dizisinin 20. Yıl Sürprizi

1995 yılında yayınlandığı ilk günden itibaren küçük büyük herkesin severek izlediği Türkiye’nin ilk seyircili sitcomu olan Bir Demet Tiyatro, 20.yılı şerefine, bundan böyle ilk bölümünden itibaren Youtube Kanalında izlenebilecek.

Yılmaz Erdoğan’ın senaryosunu yazdığı dizide orta sınıf bir işçi ailesinin yaşadıkları; ailenin 30 yaşlarındaki işsiz ve bıçkın oğlu Mükremin, sivri dilli ve zeki kız kardeşi Lütfiye, fantezileriyle oduncunun karısı Feriştah gibi daha bir çok ilginç karakterler aracılığıyla izleyiciye aktarılır.

Kategoriler
Etkinlikler Seyir Defteri

Tek Kişilik Komedi: “Basit Bir Ev Kazası”

Daha önceleri televizyon ve sinemadaki başarılı oyunculuğuyla tanıdığım Günay Karacaoğlu’nun, dün akşam Kozyatağı Kültür Merkezindeki tek kişilik komedi oyunu “Basit Bir Ev Kazası”nı izledim. Uzun zamandır böylesine güzel bir oyun izlememiştim, böylesine çok eğlenmemiştim. İki saat süren durmak bilmeyen performansıyla, Günay Karacaoğlu  almış olduğu komedi dalında en iyi kadın oyuncu ödülünü fazlasıyla haketmiş doğrusu.

Oyunu bu denli güzel yapan Günay Karacaoğlu’nun şahane oyunculuğu kadar senaryosu da son derece güzel ve akıcı yazılmış. 15 yıllık evli bir kadının kocası ve hayallerinin kara mizah öğeleriyle anlatıldığı oyun, bir kadın gözüyle en yalın haliyle sunulmuş. Günay Karacaoğlu’nun da eşsiz monoloğuyla birlikte anlatılanlar adeta sahnede canlanmaya başlıyor. Bu yüzden oyun tek kişilik olmaktan çıkıyor. Böylesine ufak tefek bir kadının nasıl sahnede devleştiğini görmek istiyorsanız hazır oyun devam ediyorkan mutlaka izleyin derim.

Oyunun basın bülteninden:

“Basit Bir Ev Kazası” oyununda Günay Karacaoğlu’nun canlandırdığı “Songül” karakteri her kadının günlük yaşamında zaman zaman aklından geçenlere, düşlerine, isteklerine dair dile getiremediklerini cesurca dile getiriyor. Kadınların, aşka, evliliğe, aile kavramına ve genel olarak hayata bakışına bir ayna tutuyor. Bunu yaparken kimi zaman güldürüyor, kimi zaman hüzünlendiriyor.

En son “Bana Mastikayı Çalsana” oyunuyla tiyatro sahnesinde izlediğimiz Günay Karacaoğlu, “Basit Bir Ev Kazası” oyununda kara mizah öğelerini kullanarak eğlenceli bir dille kadınların dünyasına hem kadınlara hem de erkeklere anlatıyor.

Eğer kocanız 15 yıldır kapıdan hep aynı şekilde giriyor, hep aynı yere çantasını bırakıp klozetin kapağını 15 yıldır açık bırakıp fermuarını koridorda çekiyorsa, hele birde evliliğinizi “Eh! Artık zamanıdır…“ diyerek yapmışsanız emin olun siz de ziyan ve zebil ( ! ) olmuş kadınlar kulubüne üyesiniz.

Aslında Songül, hepimiz kadar cesur aynı zamanda hepimiz kadar ürkek. O en az bizim kadar gerçekçiyken, Merzifon saat kulesinin dibinde romantik bir buluşma hayal edecek kadar da ayakları yerden kesik.

Doğal olarak aşksız bir hayatı yaşanmış saymayan Songül, savrulduğu Brezilya dizilerinden, bizi yazmaya çalıştığı romanın kıyılarında dolaştırıp, kara mizah bir kahkaha tufanına götürüyor. Onun kendini aşma serüveni aslında yaşadığımız toplumun kendini aşma serüveninden de çok farklı değil.

Bu nedenle Songül hayatına bizim için komik bir pencere açarken, aşk romanında “Genç ve güzel kadın kırılan gururunu ve onurunu bir kenara bırakıp İspanya’dan Merzifon’a uzanan çileli dans hayatını düşündü.” Hayal ettiklerini hatırladı ve kendi kendine dedi ki. “Artık ben iyi ve muhteşem sevgililer hayal etmeyeceğim. Çünkü bu hayaller sonra hayalete dönüşüyor“ demeyi de ihmal etmiyor.

Kadro:
Yazan-Yöneten: Murat İpek
Oynayan: Günay Karacaoğlu
Dekor ve Kostüm Tasarım: Barış Dinçel
Müzik: Çiğdem Erken
Yapım: Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu

Biletler: Biletix

Kategoriler
Etkinlikler Seyir Defteri

İstanbul Devlet Tiyatrosu – Michelangelo

27 Mart günü Dünya Tiyatro Gününün kutlanacağı bu ay içerisinde birbirinden güzel oyunlar sahneleniyor.  Son olarak ben de Michelangelo adlı oyunu izledim Üsküdar Tekel Sahnesinde. Oyun, Rönesans’ın önemli sanatçılarından biri olan Michelangelo Buanorotti‘nin, Roma’daki Sistine Şapeli’ni resimlerken yaşadığı son birkaç haftayı anlatıyor. Sahne planları ara ara değişerek kimi zaman kendimizi Michelangelo’nun atölyesinde, kimi zaman da Sistine Şapeli‘nin içinde buluyoruz kendimizi.

Oyun boyunca heykeltraş, ressam, mimar Michelangelo sanatın iktidarla yaşadığı çatışmaları, dehasının sonucu gelen kaçınılmaz yalnızlığı ve güvensizlikleriyle, yüzyıllar boyunca insanlık tarihinin en büyük hazinelerinden biri olarak anılacak olan büyük eserini tamamlamaya çalışıyor.  Oyun finalde bizi bir tiyatro salonundan, Şapel’in açılış gününe götürüyor. Duvarlardaki ve tavandaki freskler ile adeta büyülüyor.  Görülmesi gereken güzel bir oyun olduğunu düşünüyorum.

Yazan: Irmak Bahçeci
Yöneten: Saydam Yeniay
Oyuncular: Atilla Şendil, Mahmut Gökgöz, Cemal Ünlü, Ozan Uçar, Kemal Topal
2 perde – 2 saat

Oyun takvimi için: İstanbul Devlet Tiyatrosu

Kategoriler
Edebiyat

Yok Olacakken Var Olmak

İlk olarak Onu ilk okuldayken hediye edilen Aptal Hamdi adlı kitabı ile tanıdım. Okuduğum en güzel çocuk kitaplarından biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kitap halen ben de durur ve okumayı yeni öğrenen bir çok öğrenciye okuması için vermişimdir. Kimden mi bahsediyorum?  Bulamadınız mı biraz daha anlatayım o zaman. Yüzlerce sinema ve tiyatro oyunlarında, binlerce radyo ve TV skeçlerinde rol aldı. Bunların bir çoğunu kendisi yazdı ve yönetti. Kendi adında bir sanat merkezi ve tiyatro kurdu. Şu an profesyonel sanat hayatının 50. yılını kutlayan bu büyük ustayı sanırım bu kez tanıdınız.

Kategoriler
Seyir Defteri

Tanımadığım Adamlar

Geçen akşam Ali Poyrazoğlu’nun yazıp yönettiği yeni oyunu “Tanımadığım Adamlar” ı izlemeye gittim. İstanbul, Kozyatağında yeni açılan Kozzy AVM ve Kültür Merkezinde Gazanfer Özcan Sahnesinde oynanan müzikli kabarede Aziz Nesin’in üç öyküsünden oyunlaştırılmış bölümlerin yanında Ali Poyrazoğlu’nun yazdığı çok komik altı bölüm yer alıyor.

Çıkış noktası Ali Poyrazoğlu’nun uzun zaman önce yazmış olduğu kısa bir yazı olan oyunun konusu kısaca, Orostopontopolis Tımarhanesi’nde hastaları iyileştirmek için kullanılan psikodrama tekniğiyle hazırlanan, çok eğlenceli bir müsamerenin öyküsü anlatılıyor. Psikodrama yöntemiyle hazırlanan müsamerenin yöneticisi geçen yıllarda “Tak Tak Takıntı” oyununda Ali Poyrazoğlu tarafından yaratılan Madam Arşaluz karakteri. Madam Arşaluz kendi kaçıklıklarını toparlasınlar, aklını birazcık da başına getirsinler diye kapatıldığı tımarhaneyi ele geçiriyor ve genel sanat yönetmeni oluyor.