Türk Bloglarına Neler Oluyor? (MİM)

Teknoloji Herşeyim‘in yazarı Hakan Yamanoğlu Türk Blog alemindeki blogları gözlemlemiş ve şu sonuca varmış. Türk blogları eskisi kadar içerik üretmiyor. Daha sonra buradaki yazısını herkese mimlemiş. Bu mimden ben de nasibimi aldım.

blogyazariHer şeyden önce yazıma blog küredeki yerimi nasıl aldım ondan bahsetmek istiyorum. Blog yazmaya başlamadan önce başka blogları takip ederdim. Bu blogları toplasan on tane yapmazdı. Hatta o zamanlar RSS abonesi bile olmazdım. Direk adresi girerdim adres satırına çünkü bilirdim bütüm isimlerini. Yada yer imlerimde kayıtlı olurlardı. Sonraları ben de kendimce bu ortamda yer almak istedim ve kendi blogumu kurdum. Altı aylık bir sürede 200 e yakın yazı yazdım. Blogumu takip edenler zaman içinde arttı. Bu süre içerisinde şu an takip ettiğim blog sayısı da bir hayli artmış durumda. Ayrıca blogları takip etmek için RSS abonesi olmak durumunda kalıyorum. Ama görünen şu ki zaman içinde takip ettiğim blog sayısı artmasına rağmen okuduğum yazı sayısı azaldı. Ama işin acı tarafı birbirine benzeyen kalitesiz yazıların hergün farklı bloglarda görmek oluyor. Kimin ne yazdığına elbette karışamam ama en az bu da hiç içerik üretmemek kadar üzücü.

Bu mim başladığından beri konu hakkında bütün yazıları okudum denebilir. Genelde yazılan nedenler hep aynıydı. Başlıca neden; Twitter ve Friendfeed ortamlarında yapılan paylaşımların artması şeklindeydi. Bunun dışında benim de özellikle sıkıntısını çektiğim kaliteli içerik sorunuydu. Çünkü kendimden örnek vermek gerekirse blogumun ziyaretçi sayısı arttıkça daha kaliteli içerik üretmek konusunda yavaş yavaş zorlanmaya başladım. Çünkü yazdığım her yazıdan sonra çıta biraz daha yükseliyordu ve havadan sudan konular açmaktansa herkesin faydalanabileceği yazılar yazmak için çalışıyordum. Bu nedenle zamanla içerikte büyük düşüş oldu. Yazdıklarımın hepsi çok kaliteli denemez ama içime sinen yazılar çoğu en azından. Çünkü yayımlanmayı bekleyen taslak halinde o kadar yazı var ki. Faydalı olmayacağını düşündüğüm yazıları yayımlamak istemiyorum.

Yazılarını okuduğum diğer bloglarda “neden” konusunda daha çok şeyler söylenmiş ama ben başta da söylediğim gibi içeriklerin az olmasından çok içeriğin kalitesiz olmasına üzülüyorum. Uzun zamandır takip ettiğim bazı blog sahipleri belki eskisi kadar yazı yazmıyor ama Google Reader’da o bloga ait yeni bir yazı gördüğümde kesin yine güzel bir yazıdır diye ilk onları okuyorum. İyi yazarlar oldukça bu şekilde devam etmeye razıyım ben varsın az yazı olsun.

Gelelim MİM in kurallarına:

1- Sizce son dönemde Türk bloglarındaki durgunluk fark edilir düzeyde mi?
2- Cevabınız evet ise, sizce bu durumun nedenleri neler?
3- Bu durgunluğu gidermek ve üretilen içeriğin kalitesini yükseltmek için Türk blog yazarları olarak neler yapmalıyız, nelere dikkat etmeliyiz?
4- Eklemek istedikleriniz.
5- MiM’i en az 3 arkadaşınıza paslamanızı rica ediyorum.

Mimin kurallarına çok uymadım sanıyorum. Üstelik bu yazıyı yazmakta o kadar geciktim ki mimlemeyi düşündüklerim başkaları tarafından mimlenmiş durumda ve mimleyecek birilerini bulamadım. Sonra eklerim artık(:

İşte mimler: Plusbilgi (Burak), Deniz Eker ve Sinan Yorulmaz

Rastgele Yazılar

  • |

    Elm Sokağı “Kabusu”

    Bazı anılar vardır geçmişte yaşadığımız ve onlar geçmişte kaldıkça daha bir güzel kalır o şekilde hatırlamak daha çok keyiflidir. Aradan geçen onca zamana rağmen o güzelliğinden hiç bir azalma olmamıştır. Hep ilk günkü gibi kalmıştır. Niye bu şekilde başladım sözlerime? Çünkü bir kez daha  anladım ki eskiden keyif alınan şeyleri yeniden aynı keyfi alırım ümidiyle…

  • Temizlik

    Temizlik yaptım bugün. Hem de tüm benliğimde. Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim. En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş tüm pislikleri attım. Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce. Görmenizi isterdim. Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış, inanmazsınız. Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle. Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını. Heryere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim. Atarken kırgınlıklarımı,…

  • |

    Hiç 8.6 Gigapixel fotoğraf olur mu?

    1145 adet, 12.2 megapixel fotoğraftın birleştirilmesiyle olur. Fotoğrafların çekilme süresi 13 saat, birleştirme işlemi de 3 ay sürerse olur. Böylesine büyük bir fotoğrafı birleştirmek için 1.8 terabyte sabit disk, 16 GB RAM ve 4 adet çift çekirdekli AMD Opteron(TM) 885 işlemci olursa yine olur. Evet bir fotoğraf düşünün 8.6 gigapixel. Fotoğrafı çekilen şey ise, Italyan Rönesans…

  • | | |

    Görevimiz Diesel Reboot!

    Diesel, yakın zamanda yeni bir kampanyaya, daha doğrusu bir projeye başladı. #dieselreboot projesi Diesel’in diğer işleri gibi oldukça yaratıcı ve cesur. Projenin merkezinde tumblr var. dieselreboot.tumblr.com adresine girdiğinizde Diesel size moda ile ilgili çeşitli görevler veriyor. Bu sayede Diesel bir marka gibi değil özgürce konuşabildiğiniz bir platform gibi davranıyor ve insanların, özellikle Y kuşağının bu…

  • |

    En Sevdiğimiz Film Sahneleri – Mim

    Sürekli takip ettiğim bloglar arasında yer alan Güneşintamcinde.com’un yazarı Süleyman Sönmez’in başlattığı En sevdiğiniz film sahneleri adlı yeni mim’de kendi sitemide görmek beni çok memnun etti. Arka arkaya sıraladığı birbirinden güzel filmlere ben de kendi sevdiğim film sahnelerini ekleyerek devam etmek istiyorum.

  • Çocuk İstismarını Durdurun

    Çocuk istismarını durdurmak gibi önemli bir konuda, Doctus‘un başlattığı projede benim de bulunmamı sağlayan Volkan Alabaz‘a teşekkürümü ileterek yazıma devam etmek istiyorum. Dünyayı güzellik kurtaracak adlı yazıyla başlayan mim’in kuralları şöyle: Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleri. Banner “Çocuk istismarını durdurun” sloganının yazıda geçmesi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir