wapt image 198

Aya yolculuk hikayesi – Bölüm 1: “Sükûnet Denizi”

Fırlatmanın üzerinden tam 101 saat 36 dakika geçmişti. Apollo 11 sorunsuz geçen bir yolculuktan sonra Ay’ın yörüngesine girmiş ve biraz önce de Kartal (Ay modülü), Columbia’dan (Komuta-Servis modülü) ayrılmıştı. Michael Collins, Columbia’da kalıp Kartal’ın dönüşünü beklerken Ay’ın çevresinde turlar atacaktı. Neil Armstrong ve Edwin Aldrin ise Kartal’la, Ay’ın yüzeyine inişe geçmişlerdi.

Bir saatin sonunda Kartal’ın Yer’le olan iletişiminde zaman zaman kesilmeler olmaya başladı. Bu kesilmeler Kartal’dakiler kadar, belki de onlardan daha çok Houston’da kontrol merkezindekileri endişelendiriyordu. İniş anı yaklaştıkça gerginlik arttı. Zorunlu konuşmalar dışındaki konuşmalar giderek azaldı. Kontrol merkezinde sessizlik egemendi. Herkes soluğunu tutmuş, gözlerini göstergelere dikmişti. Kulaklar Kartal’dan gelecek konuşmalardaydı. Kontrol merkezindekilerin son duydukları Aldrin’in sözleri oldu: “650 m yükseklikteyiz. Alçalıyoruz.” Kontrol merkezindeki göstergede Kartal’ın yükseklik değerleri düşmeye devam ediyordu 500 m… 425 m… 300 m. 225 m’de Aldrin’in sesi bir kez daha duyuldu: “Saniyede 7 m hızla (saatte 25 km) alçalıyoruz… 175 m, 6 m/s hızla alçalıyoruz… Yükseklik 125 m, aşağı 2,7 m/s… Yükseklik 100 m, aşağı 2,4 m/s”. Ses kesiliverdi. Houston’dakiler bir şeylerin ters gittiğini fark ettiler.

Kartal,Ay’ın yüzeyine 100 m kala alçalmayı durdurmuş, birden saniyede 25 m (90 km/saat) hızla yatay olarak gitmeye başlamıştı. İniş, Sükûnet Denizi olarak adlandırılan çok geniş bir düzlüğe yapılacaktı. Sükûnet Denizi’nin daha 500 m üzerindeyken Armstrong ve Aldrin inmekte oldukları alanın, içi büyük kayalarla dolu 200 m çaplı bir krater olduğunu korkuyla fark etmişlerdi. Ama bu durumu yere bildirmediler. İnişi sürdürdüler. Armstrong aracı otomatik kumandadan çıkardı. Onun için böyle acil durumlarda uzay aracını kontrol etmek yeni bir şey değildi. Hatta bu görev için seçilmesinin nedeni belki de sahip olduğu bu soğukkanlılıktı. 1966′da roket motorlarından biri duran ve bu yüzden hızla dönmeye başlayan Gemini 8 uzay aracını denetim altına almasını bilmişti. Daha yakın bir tarihte de Dünya’daki Ay Modülü denemelerinden birinde test aracı yere çakılmak üzereyken, koltuğunun acil durum roketlerini ateşleyerek kurtulmuştu. Armstrong’un hesapta olmayan manevrası, sonunda durdu ve Kartal yeniden alçalmaya başladı.

Kontrolmerkezindekiler olayları şaşkınlık ve tedirginlik içinde izliyorlardı. Sonunda Aldrin’in sesi duyuldu. “0,75 m/s aşağı, 5,75 m/s ileri… 1 m/s aşağı, yükseklik 70 m… 3,3 m/s ileri, yükseklik 65 m, 1,4 m/s aşağı… 50 m, 2m/s aşağı… 2,75 m/s ileri… 35 m”. Yüzeye 35 m kala birden Kartal’ın bilgisayarları alarm sinyalleri vermeye başladı. Alarmın anlamı iniş yakıtının yalnız % 5′inin kaldığıydı. Yapılan manevra yakıtın büyük bölümünü tüketmişti. Uçuş kurallarına göre Kartal ya 94 saniye içinde inecek ya da girişime son verilecekti; iniş düzeneği terk edilecek ve bu kez Kartal’ı yörüngeye çıkartıp Columbia’yla birleştirecek çıkış roketleri ateşlenecekti. “Altmış saniye!” dedi Houston’dan astronot Charles Duke ve Houston’da geri sayım başladı. Kontrol merkezinde yine sessizlik egemendi.

Dörtgün altı saat önce tüm dünya Florida’daki Kennedy Uzay Üssü’nden Saturn V’ in kusursuz yükselişini izlemişti. Apollo 11 hiçbir sorun çıkmadan Ay’a ulaşmış, Kartal, Columbia’dan ayrılmıştı. Görevin bu en son ve en önemli aşamasında yakıtın birkaç saniye önce tükenmesi yüzünden geri dönmek çok acı olacaktı. Aldrin’in sesi duyuldu “Yükseklik 12 m, 0,75 m/s aşağı. Biraz toz kalkıyor. 10 m, 0,75 m/s aşağı.” Bu sırada Kartal’ın dört ayağındaki, Ay yüzeyine saplanacak sondalar uzamaya başladı. Houston son 30 saniye anonsunu yaptı. Saniyeler ağır ağır geçiyordu. “İleri sağa kayma” dedi Aldrin. Yirmi saniyeden az bir süre kalmışken uzay aracının sondaları yere dokundu. Aldrin’in sesi geldi “Tamam. Makineler durdu”; hemen ardından da Armstrong’un tarihsel sözleri “Burası Sükûnet Denizi, Kartal kondu.” Houston’dakiler yanıt verdi “Anlaşıldı, Sükûnet Denizi, sizi izliyoruz. Burada bazılarımız neredeyse morarmak üzereydi. Bize derin bir soluk aldırdınız. Çok teşekkürler”.

Apollo11, 20 Temmuz 1969’da saat 21:17:43′te (GMT) Ay’a inmişti. Sonunda insanoğlunun Ay’a gitme düşü gerçekleşmiş oldu. Bu olayı yeryüzündeki her dört kişiden birinin televizyondan izlediği ya da radyodan dinlediği tahmin ediliyor. Elli beş ülkeden (33 farklı dil konuşan) 850 haberci Apollo 11′in öyküsünü Houston’dan tüm dünyaya duyurmuştu.

Bilimve Teknik – Temmuz/1999

Yazının ikinci bölümü: “Küçük bir adım…”

Rastgele Yazılar

  • Gerçek zamanlı gökyüzü İzleme programı: Stellarium

    Evinizden çıkmadan PC başında gökyüzünü seyretmek nasıl olur? Biraz farklı değil mi? Programı kurduktan sonra gökyüzünde dilediğiniz noktaya yaklaşabilirsiniz.  Üstelik dilediğiniz saat aralığında. İster gece , ister gündüz. Gökyüzünde astrofizikçilerin incelediği ne kadar nebula ve güneş sistemi varsa bunları görebilmeniz hatta diplerine kadar yaklaşabilmeniz mümkün. Ayrıca program sayesinde gezegenleri yerçekimleri ve gerçek dönüş hızlarıyla inceleyebiliyorsunuz….

  • Keskin Zeka

    New York’ta bir bankanın önünde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girdi ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyledi. Görevli onu, müşteri temsilcisine götürdü. Adam, çok acele bir is için Avrupa’ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beş bin dolar krediye gereksinim…

  • Aya yolculuk hikayesi – Bölüm 2: “Küçük Bir Adım…”

    Dünya’daki ağırlığı 8,5 tonu bulan aracın sondaları yüzeyden 4-5 cm derine saplandı. Çok yumuşak bir iniş oldu. İnerken motorlar yüzünden toz kalkmıştı. “Sisin içinde iniyormuşuz gibiydi” diye betimliyor o anı Armstrong. Ancak motorlar susunca manzara yeniden berraklaştı. Armstrong ve Aldrin her şeyden önce oksijenlerini, dönüş yakıtlarını ve dönüşte kullanacakları roketleri kontrol ettiler. Öteki kontrolları da…

  • | | |

    Görevimiz Diesel Reboot!

    Diesel, yakın zamanda yeni bir kampanyaya, daha doğrusu bir projeye başladı. #dieselreboot projesi Diesel’in diğer işleri gibi oldukça yaratıcı ve cesur. Projenin merkezinde tumblr var. dieselreboot.tumblr.com adresine girdiğinizde Diesel size moda ile ilgili çeşitli görevler veriyor. Bu sayede Diesel bir marka gibi değil özgürce konuşabildiğiniz bir platform gibi davranıyor ve insanların, özellikle Y kuşağının bu…

  • Dolmakalem.com

    “Her biri kendi uzmanlık alanında farklı yazılar yazan/düşünen bir gurup yazarın, kendi sitelerinde değinemedikleri konuları yazdıkları bir nevi kaçış yuvası… Dolmakalem, duruşu itibariyle yazarlarına sınırsız yazma özgürlüğü tanıyan, fikir ve eser üretme konusunda sınırları reddeden bir oluşumdur. Bu nedenle sitede kategorizasyon sistemi yoktur. Dolmakalem, okuyucularının görüşlerini ve katkılarını önemser, gelen yorumların herbirini bir fikir dağarcığı…

  • Kaplumbağalar

    Zaman gelmiş kaplumbağalar ülkesinde su tükenmiş napçez netçez derken aralarında en yaşlı olanı, şu dağı görüyor musunuz dağın arkasında bi göl var. Koca dağı hepsi aşamazlar ya aralarında en genç iki kişiyi seçip onların gitmesine karar verilmiş . Genç kaplumbağalar 25 yıl sonra göle ulaşmışlar . Ohhaaa demeyin anca çıkmışlar dağı uzun yıllar yaşıyorlar nasılsa…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir