82603133 b1669c0ccd

Nar Ekşisi

Kuzenim Mehtap’ın yazdığı ve benden de yayımlanmasını istediği güzel bir hikayeyi sizlerle paylaşıyorum.

 

Kadın henüz 25 yaşındaydı ve bebek bekliyordu, öğretmendi aslında ama hiç yapmamıştı mesleğini, esmer bir adama aşık olmuş ve onun peşinden ideallerini, ailesini, hayattan beklentilerini erteleyip düşmüştü onun peşine ve gelmişlerdi bu çok kişinin adını bile bilmediği köye, kocası da öğretmendi ve buraya çıkmıştı tayinleri…..
82603133 b1669c0ccdYeni evliydiler ve hemen bebekleri oluyordu, kadının planında bu yoktu, aslında evlendiğinden beri yaşadıklarının hiç biri onun planı dahilinde değildi ki! Güzel şeyler beklemişti adamdan, güzel hayaller kurmuştu… Küçük şeyler bekliyordu aslında hayattan, ya da kimilerine göre küçük ama başarılması zor şeyler: bir evi olacaktı, mutfağı hani çiçek gibi derler ya o düzenlilikte. Kadın evlenmeden önce evlerindeki mutfak düzeni konusunda hep annesiyle tartışırdı. Anne ya mutfağa meyve resmi asılır, manzara resmi değiiiil!!!, sen bilmiyorsun anne baharat takımı oraya konmaz ki yaaaa! Ya anne ya! Salataya nar ekşisi yakışır ne karışıyosun sen benim işime…. ve hep aynı cümleyle bitirirdi tartışmalarını SEN GÖRÜCEKSİN YARIN KENDİ EVİM OLDUĞUNDA MUTFAK NASIL OLUR ANLAYCAKSIN!!! Bununla bitmiyordu kavgaları, o zamanlar nişanlıydı genç kadın ve parmağındaki alyansa bakıp bakıp başka bir şehirdeki esmer nişanlısını düşünüyordu ve onun yanına iki günlüğüne de olsa gitmek istiyordu, ne vardı sanki gidebilseydi bu çok mu kötü bir istekti ki ailesi beklemesini zaten birkaç aya kadar onun geleceğini ileri sürüp izin vermiyorlardı!? Ama o zamanlar genç kadın çok savaşçıydı hayata karşı ve inandıkları uğruna mücadeleden yılmayacak kadarda gözü pekti… ve nihayet koparmıştı izni ailesinden gidiyordu işte, içinde zafer kazanmış komutanların sevinci ile hazırlıyordu eşyalarını iki günlük bu büyük ziyaret için, ve işte otobüsteydi her saniye daha da yaklaşıyordu sevdiği adama, kıştı ve soğuktu hava, bir mola yerinde elini ısıtmak için tuttuğu çay bardağını bırakıp çantasına uzandı ve küçük günlüğünü çıkardı elleri titreyerek ama içi sıcacık bir şekilde yazdı defterin son sayfasına:

8 Kasım 2004/ Salı
Canım şu anda yoldayım ve ne güzel ki sana geliyorum, az önce seninle telefonda konuştuk mutfağı toparlıyormuşsun ben geliyorum diye, tanırsın tabi beni mutfak temiz olmalı a?
Diye yazdı ve noktayı koydu, adam gitti gideli ona bu defterde yazılar biriktiriyordu, tüm hayatı o olmamış mıydı zaten……
İnsanlar yaşarken aksini iddia etse de mevsimler yavaş değil aksine çok hızlı geçiyordu, soğuk kış çoktan bitmiş okullar tatil olmuş ve genç kadının o mutlu günü yaklaşmıştı ve işte uğruna savaştığı, üzerine güzel hayaller biriktirdiği adam karşısındaydı ve bugün için onun adı damattı!!! Genç kadın mutluydu evleniyordu nihayet, kendine ait bir evi özgürce düzenleyeceği bir mutfağı oluyordu…

Hayat ona istediklerini vermişti evi vardı hem de kutu gibi eşyalarını da kendi seçmişti, salataya bol bol nar ekşisi katıyordu, baharat takımını istediği yere koyuyordu, mutfak duvarına meyve sepeti resmi olan tablo bile almıştı… Ama keşke annesi yine yanında olsaydı da itiraz etseydi ona, hayat düşlediklerinden ibaret değil di işte.
Bir akşam genç kadın yemek sonrası uzun uzun adama baktı o kendisine bakıldığından bihaber plan defterini yazıyordu, kadın gözleri ağlamaklı düşündü: bu adam mıydı uğruna savaştığı, bu umarsız insan uğruna mı yok saymış bir çırpıda silmişti mesleğini, geleceğini, sevdiklerini… Okuduğu kitaplar geldi aklına, orada ki kadın kahramanları düşündü uzun uzun, hele Füreya! o hiç aklından çıkmıyordu o da böyle bir adam uğruna ziyan etmemiş miydi hayatını?

Ben bir zamanlar bu adamın sevdiği kadındım ne zaman yabancısı, DEĞERSİZİ oldum dedi kendi kendine….. Sonra minicik kalbi daha yeni yeni atan bebeği bir tekme attı karnına, kadın karnına götürdü elini vakit savaşma vakti yılmamak gerek diye derinden bir nefes aldı…..
Savaş kazanılamıyordu maalesef bir gün o her şeyine karşı çıktığı annesini aradı ve anne ben geliyorum dedi, annesi uzun bir sessizlikten sonra “neden?” dedi, anlatamadı genç kadın sadece geliyorum işte dedi sesi titreyerek….. İçinden annesine o şiiri söyledi ANNE, YAPTIKLARIM YENİYOR DA GÜZEL OLMUŞ DENMİYOR!
Ve yine eşyalarını topluyordu genç kadın ama bu defa zafer kazanılmamıştı mutlu bir yola çıkmak üzere toplamıyordu eşyalarını…. Çok şey almıyordu yanına birkaç parça giysi ve kitapları en başta da FÜREYA….. artık hazırdı her zaman yaptığı gibi adama yazacaktı bir şeyler, kağıt kalem arandı masanın başına geçti, ağırca oturdu, bebeği bugün çok huzursuzdu, yazmaya başladı ve takvime çevirdi gözlerini, gözlerinden o anda yaşlar boşaldı tarih 8 KASIM 2005 ti.

Rastgele Yazılar

  • Dolmakalem.com

    Okunma Sayısı: 792 “Her biri kendi uzmanlık alanında farklı yazılar yazan/düşünen bir gurup yazarın, kendi sitelerinde değinemedikleri konuları yazdıkları bir nevi kaçış yuvası… Dolmakalem, duruşu itibariyle yazarlarına sınırsız yazma özgürlüğü tanıyan, fikir ve eser üretme konusunda sınırları reddeden bir oluşumdur. Bu nedenle sitede kategorizasyon sistemi yoktur. Dolmakalem, okuyucularının görüşlerini ve katkılarını önemser, gelen yorumların herbirini…

  • | | |

    Görevimiz Diesel Reboot!

    Okunma Sayısı: 853 Diesel, yakın zamanda yeni bir kampanyaya, daha doğrusu bir projeye başladı. #dieselreboot projesi Diesel’in diğer işleri gibi oldukça yaratıcı ve cesur. Projenin merkezinde tumblr var. dieselreboot.tumblr.com adresine girdiğinizde Diesel size moda ile ilgili çeşitli görevler veriyor. Bu sayede Diesel bir marka gibi değil özgürce konuşabildiğiniz bir platform gibi davranıyor ve insanların, özellikle…

  • |

    İstanbul Devlet Tiyatrosu – Michelangelo

    Okunma Sayısı: 881 27 Mart günü Dünya Tiyatro Gününün kutlanacağı bu ay içerisinde birbirinden güzel oyunlar sahneleniyor.  Son olarak ben de Michelangelo adlı oyunu izledim Üsküdar Tekel Sahnesinde. Oyun, Rönesans’ın önemli sanatçılarından biri olan Michelangelo Buanorotti‘nin, Roma’daki Sistine Şapeli’ni resimlerken yaşadığı son birkaç haftayı anlatıyor. Sahne planları ara ara değişerek kimi zaman kendimizi Michelangelo’nun atölyesinde,…

  • Türk Bloglarına Neler Oluyor? (MİM)

    Okunma Sayısı: 648 Teknoloji Herşeyim‘in yazarı Hakan Yamanoğlu Türk Blog alemindeki blogları gözlemlemiş ve şu sonuca varmış. Türk blogları eskisi kadar içerik üretmiyor. Daha sonra buradaki yazısını herkese mimlemiş. Bu mimden ben de nasibimi aldım. Her şeyden önce yazıma blog küredeki yerimi nasıl aldım ondan bahsetmek istiyorum. Blog yazmaya başlamadan önce başka blogları takip ederdim….

  • |

    Adı gibi “Zor Ölüm”

    Okunma Sayısı: 674 Kadıköyde sinemaya gitmek için bir arkadaşımla buluştum (Onur). Önce karar veremedik hangi film olsun diye. Transformers’mı yoksa Zor Ölüm’mü? Benim tercihim Transformers’tan yanaydı. Sonra Zor Ölüm’de karar kıldık. Rexx sinemasına gittiğimizde filmin başlamasına bir kaç dakika vardı ve hemen biletimizi aldık içeri girdik. Kapıdaki görevli: “hemen yan salon” diyince biz hiç bilete…

  • Lazer Göz Ameliyatı

    Okunma Sayısı: 995 Bugün gözlerimi muayene ettirdim. Pazartesi günü tekrar gideceğim ve lazer göz ameliyatı için uygun olup olmadığına bakılacak. Eğer uygunsa çok yakında gözlüklerimden kurtulacağım. Eğer değilse başka bir gözlük alıp gözlüklü olarak hayatıma devam edeceğim. Gözlüklü olmanın bir zararı yok. E sonuçta 15 yıldır takıyorum bu gözlüğü ben. Artık insanın bir parçası oluyor. Onsuz…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir